Bir Garip TÜRSAB Hikayesi (12) 23 Yıldır Hep Şikayet… Gemi, Balon, Tramvay Derken Sırada Ne Var…?

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayını hep birlikte sağlık, huzur ve mutluluk ile geçirmemiz dileğiyle yazıma başlıyorum.
23 Yıldır Değişen Bir Şey Yok
Bağlıkaya, geçtiğimiz günlerde iç turizmde teşvik çıkması gerektiğini söylerken, insanların “dolandırılma korkusuyla” seyahat acentalarını tercih etmediğini belirtti. “İnsanlar seyahat acentasından alışveriş yapmaktan çekiniyor, doğrudan oteli arıyor. Çünkü sektörde regülasyon yok, iflas edenler başka isimle şirket açıp devam ediyor” dedi.
Bağlıkaya haklı mı? Elbette sektörde denetim olmalı. Ama bu tabloyu çizen kim? Son 7 senesi Başkan olarak olmak üzere 23 yıldır farklı dönemlerde TÜRSAB’ı yöneten kişinin bizzat kendisi! Eğer gerçekten böyle bir sorun varsa, neden çözmek yerine şikayet ediyor?
Daha garibi, bu sözleri söylediği etkinlik… Kongre olarak adlandırılan bu etkinliğe katılan yüzlerce kişi için TÜRSAB tarafından uçak biletleri alındı ve otel masrafları karşılandı. Peki, bu paralar nereden geldi? Sektörün sırtına yüklenen fahiş plaka ücretlerinden, “uydurulan” plaka pul paralarından ve aidatlardan. Yani 15.000 TÜRSAB üyesinin sırtından…
İşte işin özeti şudur : Son 3 senedir seyahat acentacılığı mesleğini aynı selefinin son yıllarındaki gibi aktif olarak yapmayan Bağlıkaya sektör sıkıntıya girince, ‘İnsanlar dolandırılma korkusuyla acentaları tercih etmiyor.’ diye şikayet ederek; şikayet ettiği üyelerinin parasıyla düzenlediği lüks etkinlikte faturayı yine acentalara kesti. 23 yıldır değişen hiçbir şey yok…
Gemicilikten Tramvaycılığa, Sırada Ne Var?
Bağlıkaya’nın selefi, 2004 yılında TÜRSAB üyelerinin paralarıyla gemicilik oynamıştı. Samsun ve Ankara feribotlarını özelleştirme idaresinden alan bir şirkete ortak olunmuş, seyahat acentacılığından deniz taşımacılığına “vizyoner” bir geçiş yapılmıştı. Selefinin gemicilik oynadığı o dönem Bağlıkaya TÜRSAB Genel Sekreteri’ydi. Şimdi anlaşılıyor ki Bağlıkaya ondan ilham almış olacak ki tramvaycılığa merak salmış!
Önce gemicilik, sonra Burdur’da uçan balonculuk, şimdi de İstanbul’da tramvay… Yarın bir gün “Uzaya turist götürüyoruz” diye roketçilik oynamaya başlarsa şaşırmayın! Nasıl olsa para TÜRSAB üyelerinin parası. Bağlıkaya, TÜRSAB’ı kendi kum havuzuna çevirdi, istediği oyunu oynuyor.
TÜRSAB ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasındaki tramvay anlaşması, mantıksızlığın kitabını yazacak seviyede. Güya Galataport’a gelen gemi yolcuları tarihi yarımadaya otobüs trafiği yaratmasın diye tramvayla götürülecekmiş. Ama buraya kadar iyi gibi duran proje, sonrasında turistlerin göreceği diğer yerlere otobüslerle devam edip, sonra tekrar tramvaya dönmek gibi akıl almaz bir güzergâha dönüşüyor. Haydi, Bağlıkaya üç senedir acentacılık yapmadığı için mesleği unuttu diyelim, peki TÜRSAB’da ona yakın olanlardan bir tane uyaran da mı yok?
Üstelik bu proje için İBB’ye gidilip Galataport’a özel bir tramvay durağı yapılması talep edilmiş. İBB de “Durak yaparım ama karşılığında yıllık 250 gün, sefer başı 3000 euro ve 7 yıllık taahhüt isterim” demiş. TÜRSAB da bu şartları kabul edip imzayı basmış. Sonra ne mi oldu? Durak yapıldı, bir de süslü bir açılış lansmanı yapıldı ama o gün bugündür sefer yok. Gemi geliyor ama tramvaya binen yok! Çünkü hiçbir gemi acentası bu projeye onay vermedi.
Şimdi elimizde atıl bir tramvay durağı ve TÜRSAB’ın 7 yıllık bir taahhüdü var. İBB isterse TÜRSAB’ı toplam 200 milyon TL’yi aşan bu taahhütle köşeye sıkıştırabilir ama neyse ki şimdilik bir şey yapmıyor, umarım yapmaz da….